|
Eskişehir için Yeni Bir Soluk
Zehra Çam 21.07.2010 ![]() Zehra Çam Kentleşme dediğimizde çoğu zaman betonlaşma ve hızın eşlik ettiği işin gücün peşinde koşturulan bir yaşam gelir aklımıza. Bu gelişme peşi sıra insanın insana ve insanın doğaya da yabancılaşmasına da zemin hazırlar. Diğer yandan da sanat ve kültür hareketleriyle bunu tersine çevirmeye çalışır. Kentimiz bu yönüyle son yıllarda adından övgüyle söz edilir oldu. Edebiyat alanında da son yılarda eser veren yazarlarımız şairlerimiz artmışsa da edebiyat etkinlikleri için hala yapılabilecek şeyler var. Geçtiğimiz günlerde Tepebaşı Belediyesi Şiir ve Müzik Topluluğu, edebiyatımızın önemli şairlerimizin şiirlerinden örnekleri müzik eşliğinde sundu. Mesut Başaydın ve Sevgi Teke Yılmaz, Sertaç Aktan, Kaan Kıran ve tarafından hazırlanan programa katılım yüksekti. Abdullah Türkmentepe, Alperen Çetin, Aykut Topçu, Büşra Aydınbağ, Gamze Gül’ün de yer aldığı grup, Attila İlhan, Edip Cansever, Nâzım Hikmet, Arkadaş Zekai Özger, Ataol Behramoğlu, Ahmed Arif ve Eskişehirli şair İlhan Faikoğlu’nun şiirlerini seslendirdi. Gamze Gül adlı kardeşimiz de Atatürk için yazdığı şiiri yorumladı. Edebiyat etkinliklerinde çoğu kez izleyici azlığından şikâyet edilir. Ancak düzenleyenler suçu kendilerinde aramaktansa , “Efendim halk ilgi göstermiyor…İki üniversitesi olan bir kente öğrenciler de duyarsız… Edebiyat Fakültelerinde edebiyatçı yetişmiyor!” vb uzayabilecek birçok mazeret uydururlar. Etkinliklerini afiş asmadan ve duyurmadan, hatta sanatseverleri çağırmadan yapmaya kararlı kişiler için bunlar hazır mazeretlerdir. Şüphesiz ki her sanatın izleyicisi ayrıdır. Edebiyatın içinde şiirin de sınırlı bir alanı olduğu varsayılır. Ancak şiir dinlemenin yine de bir ayrıcalığı vardır. Hele ki müzik eşliğinde sunulunca onu daha da bir duyumsarız.Şiir dinlemek, şiir okumayı hızlandıran bir araçtır. Yıllar önce Müşfik Kenter’in “İstanbul’u dinliyorum Gözlerim Kapalı” şiirini seslendirmesinden sonra Orhan Veli tekrar okundu. Ya da kim “Yaş Otuzbeş” şiirinden etkilenmedi. Son on yıldır birçok şairin şiirlerinden oluşan kasetler CD ler çıktı. Bunlar arasında, Nazım Hikmet, Melih Cevdet, Orhan Veli, İsmet Özel, Atilla İlhan, Ahmet Telli hemen aklıma geliverenler. İbrahim Sadri’nin de beğenelim beğenmeyelim şiir okumayı ve dinlemeyi hızlandırdığını söyleyebiliriz. Şiirlerini kendi seslerinden dinlediğimiz bu şairlerin şiirleri hayatımızda daha bir yer etti. Dizeleri sık dilimize dolandı. Bu arada TV, Radyo programlarının da buna katkısından söz etmeliyiz. Bazıları şiirin cılkını çıkarsa da bir şiir dinleme alışkanlığı edinme konusunda katkısı olduğunu söylememiz gerekir. Kentimizde de bugüne değin öğrenci gruplarının hazırladığı sunumların dışında sürekliliği olabilecek bir proje gelişmemişti. Tepebaşı Belediyesi Şiir Topluluğu, bu noktada önemli projeler geliştirmesi halinde sürekli olabilir, olmalı ve olsun isterim. Çünkü genelde sanat ve özelde şiir bize kendimizi, insanı bir evren içinde duyumsatır. Sezgilerimizin duyumlarımızın gelişmesinde tazeleyici bir rol oynar. “Nerde kalmıştık?” sorusundan bizi uzaklaştırarak yeni ufukları koyar önümüze. Belki ilk önceleri sanatın ilk ve yalın hali övgü şiirlerini, didaktik şiirleri seversek de daha sonraları yaşamı daha derinden hissettiren şiirlere bizi götürür. Şiir dinlemenin bu gelişimi de hızlandırdığını söyleyebiliriz. Ancak burada popülerliğe kaçma tehlikesi de vardır. Sadece şiirin ve müziğin ritminden yararlanarak bir atmosfer oluşturulabilir ve bu bir gösteriye dönüşebilir. Bundan kaçınmak için aynı zamanda edebiyatı ve şairlerimizi tanımayı amaçlayan etkinlikler yapılması, böyle çalışmaları daha zengin hale getirecektir. On bir kişilik topluluğun dinletisi, dinleyenleri derinden etkiledi. (en azından beni) Çalışmaya katılan arkadaşlarımızın ses uyumu ve sahne performansları çok içtendi. Yaptıkları şeye inanıyor ve kendileri şiirleri yaşıyordu. Ara ara Türkülerle de renklendirilen etkinliğin adının” Şehrengi” olması bu çalışmalarını kente mal ederek süreklilik kazandıracaklarının ipuçlarını verdi. Sonradan adlığımız duyumlar da bunu pekiştirdi. İlk olarak bu ayın 29 unda Tepebaşı ÇSM Çocuk Sanat Merkezi’nde (Kanal 26 arkası) bu gösterilerini tekrarlayacaklar. Öncelikle bir şiir sever olarak bundan çok mutlandığımı belirtmek isterim. Bu grubun çalışmalarını, kentimizde bir türlü kurulamayan ve çalışmaları sürekli hale gelemeyen, Şiir Atölyesi ile birlikte yürütmesi yeni şairlerin çıkmasında da katkı verecektir. Bizler doğu insanları olarak tanıdığımız şairleri okumayı pek severiz. Bu nedenle bu dinletilerin şairlerin fotoğraflarının sergiler ve imza günleriyle şenlenmesi de yerinde olacaktır. “Şiir Bitti” diyenlere rağmen şiire tekrar “Hoş geldin” der arkadaşlarımıza başarılar dileriz.
Yazarın Son Yazıları
• Aşk-ı Memnu ve Kadın İntiharı - 30.06.2010
• Eskişehir Kent Rehberi - 29.07.2010 • Eskişehir için Yeni Bir Soluk - 21.07.2010 • Soraya'yı Taşlamak ve Gölgesi - 04.08.2010 • Dünya Barışı Bir Düş mü? - 01.09.2010 |